30 Nisan 2010 Cuma

Siyah ve Beyaz



















Kendimi dinliyorum gözlerim kapalı
Ruhum açık.
Duyuyorum hiçten hiçe her şeyim.

Ruhumun açık kapısından
Ait olduğun yerdeki seni görüyorum.
Bir de siyah ve beyazı.


Kendimi tanımlamak için
Siyaha dokunup beyazı seçiyorum.
Ruhumu beyazın saflığına boyuyorum.

Siyah yakıp kendini yok ediyor.
Ruhum özgürleşiyor siyahın bağnazlığından.
Beyaza teslim oluyor.




’’Kaybettiğim her siyahın yerine koyabilirim seni.’’


...






28 Nisan 2010 Çarşamba

"Hayattan Bir An / "C/an Sıkıntısı"




















"c/an sıkıntısı"



"şu son günlerde alışveriş poşetleri kadar canımı sıkan, gözüme batan hiç bir şey yok.. alışverişi zaten sevmiyorum, mecbur kalıp yaptıkça da gerekenden fazlasını almamaya gayret ediyorum, yine de her yerden poşet fışkırıyor.. gözüm görmesin diye çöpe atıyorum, bu kez iç sesim gönül gözüme sokuyor,"sen ...kurtuldun, ya dünya nasıl kurtulacak, ev senin de dünya senin değil mi.. dünya senin evin, evin de sana ait olan odan.. odanı arındırıp evini arındırmamak olur mu, odandan sorumlu olduğun kadar evinden de sorumlu değil misin" deyip duruyor..


"ben almama gayreti içindeyken ev bu kadar poşet doluyorsa gereğinden fazlasını alanların evi ne haldedir bilemiyorum.. alışveriş poşetleri ücret karşılığında verilmeli ki ihtiyaç olduğu kadar tüketilsin, isteyen istediği kadar alıp kullanmaya devam ettikçe vay dünyanın haline.."


"resimleri bile, "ellerim yukarda teslim oluyorum, alın beni dilediğiniz kadar tüketin, dünyanın canına okuyun" der hissini veriyor bana ve poşete doyanlara.."


...

26 Nisan 2010 Pazartesi

"Hayattan Bir An - Filozof Falcı"



















"Hayattan Bir An"



" Filozof Falcı"


Cumartesi günü üyesi olduğum derneğin haftalık toplantısına giderken yolda bir falcı resmen köşeye sıkıştırdı beni. Zamanım yok deyip döktüğüm diller ve elinden kurtulma çabalarım başarısız olunca "vardır bir hayır" deyip teslim oldum falcıya.


Kırmızı bir karanfili kına yakar gibi özenle sol avucumun ...içine koydu önce. Kendimi kına gecesinde bir gelin gibi hissettirdi bana.


"Çok para istersin sen şimdi, çok param yok benim, haberin olsun bak" dedim.


"param yok deme, yok dersen yok olur. para istemem senden, parasız bakacam, gönlünden koparsa verirsin, kopmazsa verme" dedi.


İlk ağızda yaptığı felsefeden sonra "filozof bir falcıymış, iyi ettim sanırım teslim olmakla, bakalım daha neler söyleyecek" diye geçirdim içimden.


"Senin gölgen çok ağır, sığınmak isteyenler çoktur ama barınamaz herkes senin gölgende. Sen sevdiğin herkesi gölgende saklamak istersin ama onlar senin ağır gölgeni kaldıramazlar" deyip ikinci felsefeyi de patlattı.


"Ağır gölge" tanımlamasını ilk kez duyuyordum, kendi özünün dağarcığındandı besbelli.


On beş gün içinde boyu boyuna, huyu huyuna uygun, esmer biri arayacak seni, istemem yan cebime koy deyip nazlanacan önce ama sonra ön cebine, yüreciğine koymak isteyecen" dedi.


"Sen benden de iyi yazıyorsun ya, helal olsun sana" dedim.


Çok hoşuna gitmiş bir edayla parlak gözleri daha da parladı.


"Esmer olması yeter, gerisini bir kenara bırak, gölgesinden haber ver sen bana. Gölgesi hafiflere ruhum tok artık." dedim.


"Senin gönlünden hangisi geçiyorsa onu seç be gülüm, o olacak" deyip seçim yasasını da kendi dilince dillendiriverdi.


Karanfil avucumda, falcının eli karanfilin üzerinde, avuç avuca bir sıcaklıkta, o memnun, ben memnun, o anlattı ben dinledim. Benden aldığı yansımadan mıdır bilmem, bir falcıyı değil bir filozofu dinler gibi dinledim onu.


Gözlerindeki ve yüzündeki aydınlık diğer falcılardan bir başkaydı zaten. Derinlerinde bir filozofun saklı olduğu belliydi. Belki de ben onun derinlerinde saklı olandım ve o yüzden beni köşeye sıkıştıracak kadar çekmiştim onu kendime.


"Dilinizden bal damlıyor, ama benim artık gitmem lazım" dedim.


"Bu karanfil sende kalsın, bozulmadan arayacak seni, çok nazlanma pişman olursun" dedi.


"Gölgesi benden ağırsa nazlanmam, sen hiç merak etme" dedim.


Ne kadar bozuk param varsa çıkardım hepsini verdim.


"Daha fazlasını hakettin ama benden bu kadar, benim veremeyeceğim kadar çoğunu Allah versin sana" dedim.


Karanfili alıp aradan, onun elini iki elimin arasında gözlerine bakarak sevgiyle sıktım. Gözlerine baktıkça ağlamamak için zor tutmuştum kendimi zaten. İnsanı delip geçen, yüreğe dokunan güçlü bir ışığı ve anlamlı ifadeleri vardı gözlerinin. Yüreğim boğazımda yürüdüm gideceğim yöne.


Ayağımı taşa değil, sevgiye ve ışığa takan hayata şükrettim.

Kaçmaya çalışsam da içimdeki sevgi ve ışıktı dışarı çıkıp beni köşeye sıkıştıran ve zorla teslim alan.


Derneğe gidinceye kadar bir kez daha farkına varmamı sağladığı bilgileri içimden geçirdim.


Ne demişti falcı, "param yok deme, yok dersen yok olur."


"Senin gönlünden hangisi geçiyorsa onu seç, o olacak."


Ve "ağır gölge". Gölgemin ağırlığının farkına vardığımda karşıma çıkan, hayatın falcı aracılığı ile beni bana tanımlaması ve artık ona göre seçimler yap demesi.


Öyleyse, her şeye yetecek kadar param var deyip, gölgesi benim gölgemden daha ağır olanla olmayı seçiyorum. Onun yanında sahip olduğum her şey çok hafif, bir zerre kadar kalsın, hatta kendimi bir hiç gibi hissettirsin bana. Her anlamda benden daha ileri olsun ve beni daha ileri taşısın, "benden ilerisin, ben sana hiç bir konuda yetişemiyorum" deyip beni durdurmasın.


Bana sadece onun ağır gölgesine sığınıp teslim olmak düşsün. "Beyim bilir" sendromunun daha hallicesi olsun işte.


Evden dışarı çıkmam gerektiğinde, hayattan yaşanası ve yazılası hoş ve tatlı anlar diliyorum, bu da hayatın beni duyup bana verdiği çok hoş, çok tatlı, yazılıp kalıcı kılınası ve paylaşılası bir andı bana hissettirdilerinden dolayı.


Hayat, falcı kılığındaydı o gün, falcı da hayat da bendim, kılıktan kılığa girip benimle konuşan hayata şükürler olsun.


"Gölgelerin ağırlığı adına, ağırlık sende artık." deyip ağırlığı atabilsem üzerimden O"na. Kainatın gölgesi kadar ağır olsa da başımın üzerinde sevgi, saygı ve sabırla taşısam keşke.


...


24 Nisan 2010 Cumartesi

"(İÇİMDEKİ) ATATÜRK DİYOR Kİ"





















(İÇİMDEKİ) ATATÜRK DİYOR Kİ; "EY TÜRK MİLLETİ!!!


ÖLDÜKTEN SONRA BENİ UNUTMADIĞINIZ VE BAŞINIZIN ÜZERİNDE TAŞIDIĞINIZ İÇİN SİZE MİNNETTARIM. GÖRÜYORSUNUZ Kİ, İÇİNDE BULUNDUĞUNUZ *AHVAL VE ŞERAİTİN GEREĞİ BENİ BAŞINIZIN İÇİNDE, BEYNİNİZDE TAŞIMA ZAMANI GELDİ.



ÇOCUKLARIM.. İLK HEDEFİNİZ BENİ BEYİNLERİNİZİN İÇİNDE TAŞIMAKTIR.. İÇERİ.."



(*AHVAL VE ŞERAİT: HALLER VE ŞARTLAR )



...



Hülya Bilge GÜLTEKİN - BEN MUSTAFA KEMAL'İM



...

7 Nisan 2010 Çarşamba

"maviden griye"




















"ruhumun aynası/aynısı kuşlarım gelmedi sabah,

onların yerine ruhumun bir başka yüzü yağmur geldi..

özlemişim, kuşları seyredip dinlemek kadar yağmuru seyredip dinlemeyi de severim..

gökyüzü, maviden griye çevirdiği gözleriyle b/akıyor dünyaya bugün,
maviden griye dönmüş b/akıp duran gözlerimle
ben; O'na,
O; bana ayna bugün..


göğ(s)ümün içinde ne varsa gökyüzünde de O var sanki..."


...

1 Nisan 2010 Perşembe

Kozmik ŞAKA


















"Hayat kozmik bir ŞAKA..

Tanrı denen şakacı dozu bazen kaçırıyor, sulandırıyor hatta eşek şakasına vardırıyor ama ŞAKA gibi gelip geçiyor hepsi."


...

Bir Nisan Şakası - "NEDEN OLMASIN Kİ"













"ilk 1 NİSAN ŞAKASI kızım BENGİ'mden;


'İTÜ'de Tuluyhan Uğurlu'nun konseri varmış bu akşam, arkadaşlarla oraya gideceğiz, beni O'nunla tanıştıracaklar' dedi..

sevinç çığlıkları içinde ben; 'benden de çok selam söyle' deyip 'benim selamımı götürmek için gidiyorsun' diyen iç sesim henüz susmamışken,

'1 NİSAN ŞAKASIIII' diye... bağırıp o bastı çığlığı bu kez..

donup kalmışlığım çözülünce; 'bunu yaz bir yere, bir gün ben seni O'nunla GERÇEKTEN tanıştıracağım' dedim..

'tamammm.. şimdi kapatıyorum, teyzemi arayıp ona da 1 NİSAN ŞAKASI yapacağım, annem de evleniyormuş diyeceğim' dedi..

benim gibi o da 1 NİSAN BALIĞI'nı kolayca yutacak mı diye meraktayım şimdi..

ama şakası bile güzeldi; sanatçı olma yolundaki kızıma sanatçı ve insan duruşuyla, her şeyiyle iyi bir örnek Tuluyhan Uğurlu..

'olmaz' diye bir şey yok artık benim hayatımda, 'NEDEN OLMASIN Kİ' var..

öyleyse;

'NEDEN OLMASIN Kİ'..."


...

Tuluyhan Uğurlu demişken onun şah-eserlerinden biri burda neden olmasın ki;

http://www.dailymotion.com/video/xazdr8_world-of-water_music

...