30 Eylül 2010 Perşembe

"güle güle eylül"























"eylül gidiyor bugün, yer gök hüzün rengi, havada hüzün kokusu.. akşam döktü gökyaşlarını ama göğ(s)ü dolu dolu daha dökecek gibi görünüyor.. ben onun gidişine üzüldüğüm kadar, o da beni ardında bırakışına üzülüyor.. onu ne kadar çok sevdiğimi çok iyi biliyor, getirdiklerini bırakacakmış ve yine gelecekmiş; rüzgarlı... sesiyle öyle söylüyor.. güle güle eylül, rüzgarıyla sevip okşayan, yağmuruyla ıslak ıslak öpen, getirdikleriyle güldüren, götürdükleriyle ağalatan bir sevgiliyi bekler gibi, seni dört gözle bekleyeceğim.. ardına bakmadan git şimdi, yoksa senden önce ben ağlayacağım.."


HU'L YA

"bir dilek tut"















yüzüme dokunur
yıldızlar toplardın gözlerimden
hüznüme dokunur
yağmurlar toplardın
susturur gözlerimi
yağmurdan sonra toprağı koklar gibi koklardın

sen gelmeyince
kayıyor yıldızlar
dinmiyor yağmur
hadi gel bir dilek tut
sustur gözlerimi

HU'L YA

"dünya dönüşüyor"


















‎"Dünya dönüşüyor; sen dirensen de.."

HU'L YA

"eylül sağanağı gibi"
















"hiç hesapta yokken gel bana;
eylül sağanağı gibi.."

HU'L YA

29 Eylül 2010 Çarşamba

"işte gidiyorum"























‎"işte gidiyorum; kaç ölüm, kaç diriliş yolumu gözlüyor, bilmeden.."

HU'L YA

"gözlerinin sıcaklığı"
















"eylül esintisi değil, şubat ayazı bile üşütemezdi;
gözlerinin sıcaklığı üzerimdeyken.."

HU'L YA

25 Eylül 2010 Cumartesi

"düş ve kuş"















bir yanım gökyüzüne aşık beyaz bir düş
bir yanım mavi denize kara sevdalı beyaz bir kuş

HU'L YA

24 Eylül 2010 Cuma

"vuslat"
















ıslak ruhlu sevgilinin ayak seslerini duyuyorum;
göğü yerinden oynatarak geliyor..
sağanak bir vuslata ermemiz an meselesi..

"ve işte vuslat; hem de en sağanağından.."

HU'L YA

22 Eylül 2010 Çarşamba

"seninle her şeye varım ben eylül"




















esmeye/yağmaya, gezmeye/tozmaya,
koşmaya/coşmaya, uçmaya/düşmeye,
susmaya/pusmaya, yaprak yaprak kusmaya;

"seninle her şeye varım ben eylül.."

HU'L YA

"eylülkolik"























eylül sarhoşuyum;
yine eylülü fazla kaçırdı; eylülkolik ruhum..

HU'L YA

"melankoli"
















dışarda bir eylül senfonisi
ve beni saran eylül melankolisi..

HU'L YA

"gitme"























hiç değilse eylülde gitme;
beni eylüle düşman etme..

HU'L YA

"eylül sancısı"
















‎"eylül sancılı bugün, kendini ordan oraya savurup duruyor;
nurtopu gibi bir güz'ü kucağımıza almak an meselesi."

HU'L YA

"Eylül Sonbahar"


















"adım Eylül; soyadım Sonbahar"

HU'L YA

"görmedin"























yollarına gül dökmemi bekledin
gülüşlerimi döktüm; görmedin...

HU'L YA

21 Eylül 2010 Salı

" 'O' be"

 
















"Önüm, arkam, sağım, solum 'O' be.."

HU'L YA

"lades"















"al kalbimi" dedim
"aşkımda" dedi ve aldı
"lades" dedim
güldü; "kumarda kaybettim ama aşkta kazandım.." dedi

HU'L YA

20 Eylül 2010 Pazartesi

"yakalayabilseydim aşkı"


















saçlarında rüzgarı
gözlerinde güneşi
ıslak dudağında sağanak yağmuru
yakalayacaktım;

"yakalayabilseydim aşkı.."

HU'L YA

19 Eylül 2010 Pazar

"üşüme"














‎"buz gibi duvarlardan bana kalan; bir amansız üşüme şimdi.."

HU'L YA

"eylül esintisi"



















"işte gidiyorum; dokunsun saçlarıma eylül esintisi.."

HU'L YA

"kestirme"



















sonsuzluğa giden kestirme bir yol var içimde..
dışımdaki yollar daraldıkça, kapandıkça, uzadıkça
içimdeki kestirme yolu kullanıyorum..

" HU'L YA

"ölmek zamanı"



















‎"gülmek kadar ölmek de yakışır bana;
bir kez daha ağır ağır ölmek zamanı.."

HU'L YA

"kim"



















"şimdi sen de yoksun;
kim yok sayacak beni,
kim duymazdan görmezden gelecek.."

HU'L YA

"küçük şeyler"















‎"erken içine dönen yol alır.."

HU'L YA

18 Eylül 2010 Cumartesi

"veda busesi"

















veda busesi; onların şarkısıydı, annemin ve babamın..

nişanlı oldukları dönemde izin dönüşü Almanya'ya giderken babam, düğünlerde bu şarkıyı istek yaparmış annem için..

biz çocukken bu şarkı çalındığında annem gururlanarak anlatırdı o günleri.. evlendikten sonra Almanya'da duramayıp döndü diye de çok kızardı babama;

"Almanyalı diye gelin gittim ona, evlenir evlenmez döndü geldi, aldattı beni" derdi..

babam da; "senden ayrı duramadım, orda birini bulup dursaydım daha mı iyi olacaktı" deyip annemin gönlünü hoş ederdi.

her ne kadar kızıyormuş gibi yapsa da, o günlerde herkesin gitmek için can attığı Almanya'lardan, kendisine olan aşkı uğruna babamın yaptığı bu geri dönüşün hazzı ve gururu yansırdı annemin yüzüne..

bu şarkı her kulağıma çalındığında; onların birbirlerini sevmiş ve hala seviyor olduğunun kanıtı olarak bu şarkıyı unutmamış olmaları ve bize bunu ballandıra ballandıra defalarca anlatmış olmaları çok mutlu ederdi beni.. yine aynı mutlulukla dinledim, aynı mutlulukla hüzünlendim.. dört yıl önce annemi kaybettiğimizde yine onsuz duramayacağını söyleyerek sürekli ölümü istedi babam, annemle olabilmek için Almanya'dan vazgeçtiği gibi Dünya'dan da vazgeçiverdi ilk günlerde..

annemsiz hiç bir yere adımını atmayan babam, annemsiz kalınca, elsiz-ayaksız, kolsuz-kanatsız bir kuş gibiydi adeta.. ölünceye kadar annemin tamamladığı eksiklerini yaşam tamamlayıncaya kadar sürekli ölümü istedi.. yaşam çok usta, çok üstad, eksikleri, boşlukları doldurmada üstüne yok..

şarkıyı dinlerken düşündüm de; erkekler dışa vuramadıklarından mıdır bilmem, kadınların daha çok sevdikleri düşünülür, zannedilir ya, bence erkekler daha çok seviyor ama erkekliğe sığdıramadıklarından kendilerinden bile gizliyorlar sevgilerini, duymak istemiyorlar yüreklerinden yükselen sesi.. taa ki ya ayrılık ya da ölümle kadınlar arkalarına bakmadan çekip gittiklerinde onlara kalan ıssızlık ve sessizlik içinde duymaya başlıyorlar en derinlere ittikleri sevginin sesini..

"meğer ne çok seviyormuşum seni" dememek için , "seni çok seviyorum" demeyi bilmeli insan..

annemi, daima annemin onu sevdiğinden daha çok sevmiş olan babama bu şarkı.. hep yaptığı gibi babam da daha çok sevilmeyi hakeden anneme armağan edecektir zaten..

hani o bırakıp giderken seni
bu öksüz tavrını takmayacaktın?
alnına koyarken veda busemi
yüzüme bu türlü bakmayacaktın?

hani ey gözlerim bu son vedada,
yolunu kaybeden yolcunun dağda
birini çağırmak için imdada
yaktığı ateşi yakmayacaktın?

gelse de en acı sözler dilime
uçacak sanırdım birkaç kelime...
bir alev halinde düştün elime
hani ey gözyaşım akmayacaktın.......(ZEKİ MÜREN)


HU'L YA

http://www.dailymotion.com/video/x4pfnx_zeki-muren-veda-busesi-hani-o-byrak_music

17 Eylül 2010 Cuma

"yeşil"



















gök yeşil artık, deniz yeşil
yeşile boyandı hülyalarım
tepeden tırnağa süzüp beni
gözlerinin yeşiline boyadığından beri..

"yalnız benim içimi yak yeşil yeşil.."

HU'L YA

13 Eylül 2010 Pazartesi

"küçük şeyler"























dedim ki; "kendimi sende mi unutmuşum, hep sendeyim.."
dedi ki; "sen burdasın da ben nerdeyim.."

HU'L YA

"küçük şeyler"























"seni eylül namına aşka davet ediyorum.."

HU'L YA

"piyanist"



















akşam gözüme bir piyanist kaçtı..
sabaha kadar uyutmadı beni..
bir ara nasıl olduysa uyumuşum,
az önce uyandım ki hâlâ çalmakta (kalbimi)...

HU'L YA

(Fotoğraf : Piyanist Tuluyhan Uğurlu)

http://www.dailymotion.com/video/xe7ys0_tuluyhan-ugurlu-bir-bestecinin-hika_music

(Video : Tuluyhan Uğurlu - Bir Bestecinin Hikayesi)

"küçük şeyler"
















ben değil, sözcüklerim özledi seni
görür görmez yazılacaklarmış sana

HU'L YA

"uçuş"























gece düşlerde ruhum
gündüz kuşlarda
oldum olası gözü yükseklerde
gece gündüz uçuşlarda

HU'L YA

"büyüdükçe"
















küçük bir kızdım
gökyüzüne aşık
büyüdükçe;
gökyüzü gözlerim oldu,
güneş gözlerimdeki ışık

HU'L YA

12 Eylül 2010 Pazar

"küçük şeyler"























‎aşağı baksam düşeceğim,
yukarı baksam uçacağım..
en iyisi kendime bakmak..

HU'L YA

"OY"


















kimlikler cebimizde,
seçmen kağıtları elimizde,
biz gideriz sandığa "OY", sandığa..

İKİ YÜCELER

"Yine mi Eylül.. Yine mi Güzellikler.. Hamdolsun.."























"Yine mi Eylül.. Yine mi Güzellikler.. Hamdolsun.."


Yine güzellikler getirdi Eylül, yine beni şaşırtmadı..
Her şey iyiye gidiyor, iyi şeyler çoğalıyor..
Eylül'e yüklediğim anlam bu yılda meyvelerini veriyor..
"Her şey yüklediğim anlamdan ibarettir" inancı Eylül'le kendini ispatlıyor..

"İnanç gerçeği yaratıyor"...

Eylül'e inandığım gibi; kendime ve hayata inanıyorum, güveniyorum..
Eylül'ü sevdiğim gibi; Eylül'ün bana getirdiklerini aşk ile seviyorum..
Eylül'ü seven beni ve bana Eylül'ü sevdiren hayatımı da aşk ile seviyorum..
Eylül'ü sevmeyen ölmesin, Eylül'de aşık olsun, aşk bir kere değil bin kere öldürür zaten..

HU'L YA

10 Eylül 2010 Cuma

"madalyon/um"























"Dünün küçüğüydüm, bugünün büyüğüyüm. Dün babamla beraber bayram yaparken küçük bir kız çocuğuydum, bugün kızımla beraber bayram yapıyorum ve kocaman bir anneyim. Bir madalyon gibiyim, bir yüzüm küçük bir kız çocuğu, bir yüzüm kocaman bir anne. Kim, hangi yüzümü yaşamak isterse o yüzüm kendiliğinden dönüyor ve b/akıyor hayata. Onlar, hangi yüzümü yaşamak istediklerini hissettirsinler yeter.."


HU'L YA

"küçük şeyler"



















‎"sıkı tutun, düşme düşlerimden.."

HU'L YA

"beni yanlış anladın"























"beni yanlış anladın"

kendini benim gözlerimde gör diye uzun uzun bakmıştım sana..
benim sözlerimde duy diye konuşmuştum..
benim ellerimle kendine dokun diye dokunmuştum ki,
"beni yanlış anladın.."

oysa sen bana dokunsan,
ben; ben olurdum,
kadın/ın olurdum,
açardı ruhumdaki kadife kadın çiçekleri,

"beni yanlış anladın.."
ne ben kadın/ın oldum,
ne de o el değmemiş çiçeklerim açtı.."

HU'L YA

"eylül; git başımdan.."


















"eylül; git başımdan.."

eylül çıldırmış gibi durmaksızın esiyor; ne yapsam olmuyor, duymuyor beni, sakinleştiremiyorum bir türlü.. içimdeki ve dışımdaki siyah beyaz kuşların cıvıltıları kifayetsiz bugün..



HU'L YA

"eylüllük hali"



















eylül hırçın bugün, yaklaşamıyorum yanına.. sert dokunuşlarıyla hırpalıyor ve saçlarımdan tutup savuruyor beni.. eylüllük hali ve ben onu her haliyle seviyorum..


"bu da geçer eylülüm ve fırtına sonrası dinginliğinde sıkı sıkı sarılırız yine nasılsa, bu da geçer, neler neler geçmedi ki.."

HU'L YA

"Hülya Gelir"


















"Hülya Gelir"


Bize, bayram gibi bir bayram daha yaşatan büyüklerime çok teşekkür ediyorum.

Önce babama; benim arife gününden onunla olup olamayacağımı sorarken ses tonundan o kadar belliydi ki bir gün önceden orda olmamı istediği, beni hiç zorlamadan, bir gün önceden ona götüren içtenliğine çok teşekkürler.

Sonra; gittiğimde hazır bulduğum ve nerdeyse tamamını bitirdiğim o leziz yemekleri ve tatlıları gönderen teyzeme ve yengeme çok teşekürler.

Yemek gönderdiği yetmiyormuş gibi, yolumuzu gözleyen, "Hülya gelir" dediği için zamansız zamanlar arasında zaman yarattıran ve yiyemediğimiz tatlıları paketleyip bize veren yengeme bir kez daha teşekkürler.

Dayıcığım, sayın muhtarım, senin varlığın yeter.

Hepiniz çok yaşayın ve bize zorla değil, sevginiz ve içtenliğinizle bayram tadında çok bayramlar yaşatın.

Bir Çerkes Atasözü'nün de dediği gibi; "İyi yaşlı olmayan yerde iyi genç olmaz." Bu bayram yine hepinizden çok şey öğrendim. Bayram dolayısıyla emek verdiğiniz elleriniz, ve daima sevgi verdiğiniz yürekleriniz dert görmesin..

Bir daha ki bayrama "Hülya gelir".

HU'L YA

7 Eylül 2010 Salı

"çek bir eylül"























"çek bir eylül, nemli olsun; gözlerim gibi.."

HU'L YA

"z/amansız"
















z/amansız savurmasaydın beni kendinden
zamanı geldiğinde bir yaprak gibi düşerdim senden
"kendiliğimden"

HU'L YA

"küçük şeyler"




















‎"ağzından çıkanı kulağın duymuyordu ki,
kalbinden çıkanı nasıl duysun.."

HU'L YA

1 Eylül 2010 Çarşamba

"Eylül Senfonisi"




















"Hüzün değildir bana sonbahar"

Bir gülüştür eylül;
Kuş cıvıltılarıyla dolu kocaman bir ağızdan yayılan
Bir geliştir; telaşlı ve eteklerindeki eskileri döke saça

Puslu ve ıslak bir dokunuştur ruhuma
Rüzgarlı soluğuyla bir öpüştür tenimi

Dökülür kuruyan geçmişim
Soyunur varlığım aşka

Ölü değildir artık düşlerim

Son bulur gün ışığından kaçıp gecenin karanlığına sığınmalarım
Gece ve gündüz kolkoladır gizemli loşluklarda

İçimdeki üşüten boşluğu dolduran yaz ateşi söner usul usul
Azad olur yayılır loşluğa yüreğimin şarkısını söyleyen iç sesim

Yarım değildir gülümsemelerim
Bin nazla peşimde sürüklenen gölgem bile sıkı sıkı sarılır bana

Kayıp değildir içime yazdığım şiirler
Yaprak yaprak dökülüp saçılırlar dolanırlar ayaklarıma

Ruhum yükseltir frekansını aşka
İçimdeki aşkı anlatan en derin ve en güzel aşk şarkılarını dinletir bana

Kendine ait sokaklarda dolaştığının farkına varır bedenim
Tutsak ve yaralı değildir içimdeki küçük kız

Fonda doğal bir sonbahar senfonisiyle
Yaşamın her karesi yansır gökyüzündeki griye bulanmış beyaz perdeye

Şimdiki andan yansıyan son kareden göz kırpar eylül;
"Ben soluğumla dökerken yaprakları
Sen soluğunla çek aşkı içine
Ölesiye ve özgür yaşa" der...

Uzanıp gözlerinden öpesim gelir gökyüzünü
Ve eylülü...


HU'L YA