12 Ekim 2011 Çarşamba

"Sadece Yazsam"



















Emily Dickinson gibi,
Umutsuz bir aşka düşsem..
Ve kapansam odama, hiç çıkmasam,
Sadece yazsam..
Franz Kafka'nın dediği gibi,
Dünya huşu içinde yuvarlanır mı ayaklarımın dibine..

"odandan çıkman gerekmez,
masanda oturmaya devam et ve dinle..
dinleme bile, sadece bekle..
bekleme bile..
gerçekten sakin ve yalnız ol..
dünya özgürce sunacaktır kendini sana..
maskesinden sıyrılmak için başka seçeneği yok,
huşu içinde yuvarlanacaktır ayaklarının dibine..."

(ŞİİR; Franz KAFKA)

HU'LYA

10 Ekim 2011 Pazartesi

"bağışıklık"

Zamanla bağışıklık kazanıyor insan; baktığı her yerde ve her şeyde kendi içindeki çürümüşlüğü görenlere karşı."

HU'LYA

"kuş"


















gökte tek bir kuş
sanırsınız ki gök onun olmuş
bir afra bir tafra mübarekte
beni mi kıskandırıyor ne

HU'LYA

"su aşağı ben yukarı.."























bir ağacım
yağmurda ıslanan
dallarımın arasında kuşlar saklı
bir de düşler
ıslandıkça büyüyorum

"su aşağı ben yukarı.."

HU'LYA

28 Eylül 2011 Çarşamba

6 Eylül 2011 Salı

"Ev Veda"























"Ev Veda"

Bilirsiniz, bazen bırakıp gitmeye zorlar hayat, kimi zaman bir insanı, kimi zaman bir evi, kimi zaman bir şehri..

Zaman, öyle bir bırakıp gitme zamanı işte benim için. Hem yaşadığım evi, hem yaşadığım ilçeyi bırakıp gidiyorum bugün..

Ağaçlarım da olmasa arkama bile dönüp bakmayacağım ama ağaçlarıma defalarca bakıyorum evden çıkmadan önce içerden ve evden çıktıktan sonra dışardan..

Bundan önceki evimden ayrılırken pencereme kıyamamıştım. Manzarası çok güzeldi çünkü; açık deniz ve açık gökyüzü manzarasıyla buluşturuyordu beni pencerem..

Bu evden ayrılırken de ağaçlarıma kıyamıyorum.
Biri, salon camından sürekli içeriye bakan çam ağacı, biri, mutfak camını açtıkça içeri dalan erik ağacı. Hem cama çok yakınlar hem de cana çok yakınlar. Bu yüzden kıyamıyorum onlara..

Mutfağın koskoca camını sarıyor erik ağacı o haşmetli dallarıyla;

"korkma, yalnız değilsin, kollarımdasın" der gibi..

Çam ağacı her dem yeşil haliyle ölümsüzlüğü hissettiriyor bana..
elimi uzatır uzatmaz ona, sıkıca kavrıyor yemyeşil ve sert elleriyle;

"hadi birlikte topraklanalım, ölmeden toprakla buluşalım, ölmeden ölelim, ölümsüzlüğü tadalım" deyip, ölümsüzlüğü tattırıyor bana..

Bir bilseniz nasıl da güzel, bir çam ağacıyla elele topraklanmak..
Nasıl da güzel, erik ağacının şefkatini yüreğimin derinliklerinde duyumsamak..

İşte bu yüzden..
Bu yüzden kıyamıyorum onlara..

Ne garip değil mi..
Doğa insandan daha yakın insana..

Hoşçakal çam ağacım..
Hoşçakal ölümsüzlüğün yeşil ve sert yüzü..

Hoşçakal erik ağacım..
Hoşçakal şefkatin haşmetli ve yumuşak yüzü..

Hoşçakal eski evim..
Müziiklerim, danslarım, gülüşlerim, hüzünlerim halâ burda, halâ senin..

Gelen aratmasın beni..
Müziksiz, danssız, gülüşsüz, hüzünsüz koymasın seni..

Hoşçakal..

Kuşlarım mı? Onlar uçup kaçıp geleceklermiş Moda'ya..
Söz verdiler bana..
Ben onlara kıyarım da onlar kıyamaz bana..
Yolcu ederler beni başımın üstünde uça uça..

Hoşçakal B.Çekmece..

Sen
İki su birikintisi arasına sıkışan
Adı büyük, kendi küçük kasaba
Islak kumlarına bıraktım ayak izlerimi
Beni unutma

"Beni, beni unutma.."

HU'LYA

"yankı"






















boşlukta
yankılanıyor iç sesim

 "O'nu dinliyorum gözlerim kapalı.."

diyor ki;

"şiire, aşka ve ölüme inan.. ölümsüzlüğe de.."


HU'LYA

5 Eylül 2011 Pazartesi

"bitme eylül"

















adım eylül benim
soyadım sonbahar..
yüzüm gözüm eylül
hüznüm sonbahar..
bitme eylül
gitme sonbahar
gözlerimde hep kal

"hep kal.."

HU'LYA

"küçük şeyler"






















"bir ayağın çukurda bile olsa korkma.. bir ayağın yukarıda nasılsa.."

HU'LYA

2 Eylül 2011 Cuma

"geri dönüş"























gönül evinde değil insanlık..
sevgi, boş evlerin
açılmayan kapılarından geri dönüyor,
geldiği yere..

"kendine.."

HU'LYA

"küçük şeyler"
















"tahammül edemediğinde tahayyül et.."

HU'LYA

1 Eylül 2011 Perşembe

"küçük şeyler"

"sen de anlayacaksın bir gün bunu.. bir şaire dokunmak, ölümsüzlüğe dokunmaktır.."

HU'LYA

"gelmişti eylül"



gelmişti eylül
sevinçliydi kadın
üzgündü yeşiller
sararıp solacaklar
döküleceklerdi
birer birer..
sevinçliydi kadın
düşen her yaprak
ölüme meydan okumaktı

"zaman geldiğinde yeşillenip yeniden doğarak .."

HU'LYA

28 Ağustos 2011 Pazar

"düşürme beni"
























düşersem senden
çok yüksekten düşeceğim
kalkabilirsem
daha da yükseği düşleyeceğim..

düşürme beni göğ(s)ünden

"uçmayı öğrenmeden.."

HU'LYA

"yalnızlığıma"























gelemezsem
giderim

"yalnızlığıma.."

HU'LYA

27 Ağustos 2011 Cumartesi

"hadi gel"

















harfler çıldırır
delirir heceler
dizeye sığmaz sözcükler
geçmez olur günler geceler

"hadi gel"

dersen eğer..

HU'LYA

"güzele bakmak sevaptır"



















babamı göz doktoruna götürdüm bugün, babamdan önce benim gözlerime uzun uzun baktı doktor.. o dilediği kadar bakabilir, o bir göz doktoru ve doktora ayıp, günah, kaç, göç olmaz.. ayrıca çok da yakışıklıydı.. son yıllarda bende bakma isteği uyandıran ilk değilse ikinci er kişiydi..

bizim zamanımızda, 90'lı yıllarda, hastane değil, doktor bile yoktu Çatalca'da..
bir Doktor Veysel vardı, bir de Dişçi Yılmaz.. göz doktorunu ara ki bulasın..

neyse işte.. güzele bakmak sevaptır, baktık ve sevaba girdik karşılıklı..

babamı gözünden ameliyat etmek istedi..
babam ameliyat olmaya karar verirse yine bakar, yine biraz daha sevaba gireriz..

uzun zamandır görüşemediğiniz yakınlarınız, eşiniz, dostunuz varsa hastaneye gidin.. yıllardır görmediğim komşulardan, bayramdan bayrama gördüğüm akrabalara kadar herkes hastanedeydi bugün..
genci, yaşlısı herkes hasta yahu.. Allah hepsine acil şifalar versin..

kısacası; çok dünyasal bir gün geçirdim bugün, 3.boyut beni iyice aşağıya çekti ve külçe gibi çullandı üstüme.. şimdi kuşlar, rüzgar, gökyüzü ve müziğin yardımıyla yükselebilirsem ne alâ..

yükselmek istedikçe hastanede ne kadar insan varsa çekiyor beni sanki aşağıya..

bir tek o, göz doktoru çekmiyor.. sadece izliyor..

gördüğünüz gibi, hülyalara dalmaya başladım, bu da demektir ki yükselmeye başladım..

ne duruyoruz, dalalım hülyalara ve hep birlikte yükselelim öyleyse..

HU'LYA

22 Ağustos 2011 Pazartesi

"tadın gökyüzü"



sana dokunmak
gökyüzüne dokunmak gibi
tenin mavi senin
kanın mavi
canın masmavi
adın mavi

"tadın gökyüzü.."

HU'LYA
(FOTOĞRAF: şiirin ilham perisi; Tuluyhan UĞURLU)

21 Ağustos 2011 Pazar

"in/out"

"arı vız vız vız; OUT.. ağustos böceği cır cır cır; İN.."

HU'LYA

"ilmik ilmik"

 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
ah bu deliliğin
ah bu derinliğin
bilsen nasıl da yakışıyor sana
şu kimsesizliğin
ya bu yalnızlığın
ah bu yalnızlığın
ruhunun dokunuşudur tenine

"ilmik ilmik.."

HU'LYA

11 Ağustos 2011 Perşembe

:)

"içine sığmayan içini denize dökmeye gitti.."

HU'LYA

:)

sığmıyor işte,
sığmıyor..
içim içime sığmıyor..

HU'LYA

"bugün"

susun kuşlar,
susun..
kuşa dönen yüreğimi dinlemek istiyorum bugün..

HU'LYA

"öyle iste"



uyan ey sevgili
yağmuru izle
gör bak
gökyüzü sağanak sağanak
nasıl da koşuyor sevdiğine
sen de beni öyle sev işte

"öyle iste.."

HU'LYA

"sade'ce"

"yirmi dokuz harf"

yetmiyor yağmurun hissettirdiklerini anlatmaya..
sadece yaşamalı..

"sade'ce.."

HU'LYA

"hülyaların kızı"


"yağmur yağıyor,
seller akıyor..
hülyaların kızı
camdan bakıyor.."

"aşktır yağan, siz yağmur sanırsınız.."

HU'LYA

"duyar O"























sen yeter ki iste!
duyar O
verir
yağdırır

"göğü yere indirir.."


HU'LYA

"o şimdi yağmur.."

10 Ağustos 2011 Çarşamba

"Allah bildiği gibi yapsın"


















susmayan ve her şeyi söyleyen bu "susmayan h'iç ses"i 
Allah bildiği gibi yapsın..

"etim benim susmayan h'iç sesim O'nun.."

HU'LYA

"gözlerin"













aklıma geldikçe
içime içime bakışların
dünyam değişir
gitmez kalır bende gözlerin

"gözlerimle sevişir.."

HU'LYA

"hepsi O"














yaradan bu
bazen Tanrı adıyla gelir bana
bazen Allah diye
bazen Rab diye

bazen kızdırırım onu
oynatır yeri yerinden
gelir rap rap diye

bilirim ki hepsi O
bu senlik benlik niye

HU'LYA

"gün/eş ve gece"























güneş
geceyi çok seviyorum diye
her akşam batıyormuş dağların ardına
ve onu gece kadar sevmiyorum diye

beni aldatıyormuş
güneşi geceden çok sevenlerle

"geceyi seviyorsan güneşi unut.."

HU'LYA

"süt"


















ben gece sütümü bile bırakmıştım senin için..
sen aslan sütünü bırakamadın..

HU'LYA

"Ağustos"


















kendin gibi ol Ağustos
nedir bu Eylül taslamalar
ağaçları ordan oraya yaslamalar
o güzelim Ağustos böceklerinin sesini
rüzgarın sesiyle bastırmalar

böceklerin varlığını hissettirmedikçe
öttükçe Eylül'ü özletmedikçe
bil ki sen o sen değilsin
bırak bu Eylül havalarını
isteyen sevsin isteyen sevmesin

"insana cenneti özletecek cehennemler de lâzım.."


HU'LYA


(FOTOĞRAF; Ağustos Böceği)

"al senin olsun"



















beğendiysen
al senin olsun
gözlerimdeki tüm renkler
bana bir siyahı
bir beyazı kalsın
yeter..

HU'LYA

29 Temmuz 2011 Cuma

26 Temmuz 2011 Salı

21 Temmuz 2011 Perşembe

"ritim deyip geçme"























derin ritimler, ruhu bedene bütünler..
işte o an yakalanır en derinlerdeki düşler ve düşünceler..

"ritim deyip geçme.. ritim dinleyip kendinden geç.."


HU'LYA

"bilmek ve yaşamak"




2007'de demişim ki:
 
"bilmek istiyorum;
sonludaki sonsuzluğu
görünenin ardındaki gerçeği
gölgenin ardındaki ışığı
ve kalbimin derinliğini.."

şimdi ise diyorum ki:

"yaşamak istiyorum;
sonludaki sonsuzluğu
görünenin ardındaki gerçeği
gölgenin ardındaki ışığı
ve kalbimin derinliğini.."

"bilmek yetmiyor.. yaşamak istiyorum.."

HU'LYA

"ne çaydan ne senden"


düşünürken seni
yine yandı çaydanlık
böyle giderse
ya çaydan vazgeçeceğim
ya senden

"ama ya bir gün benimle çay içmek istersen.."

diye vazgeçemiyorum
ne çaydan ne senden..

HU'LYA

"seni gerek seni"

 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
bana
biraz eylül
biraz sonbahar
biraz da

"seni gerek seni.."

HU'LYA

"içimde kal"



içimden silinmiyor yüzün
özledikçe kara kalemle geçiyorum üzerinden
maviyi bolca sürüp gözlerine
usulca öpüyorum gözlerinin bebeğinden

"hep orda kal.. silinme içimden.."

HU'LYA

"hülya"


















hülya;
hayal ile gerçek arasındaki o yer..
araf..
hayale de gerçeğe de aynı ölçüde yakın olan boyut..
aşağı tükürsem gerçek yukarı tükürsem hayal
denilen o hal.."

HU'LYA

http://www.youtube.com/watch?v=wGruQernL7o&feature=related

(Müzik; Cahit Berkay / Hülya )

"küçük şeyler"


















"evlilik aşkı değil, kadını öldürüyor.."

HU'LYA

"dua"














"oldurmadan öldürme ya Rab.."
öldürenlerden koru, olduranlara yâr et.."

HU'LYA

"söz"



söz vermiştim
ama unutamadım seni
özür dilerim
ama söz
soran olursa

"unuttum.." derim..

HU'LYA

"bayım"



bir baktın
hastası oldum gözlerinin
bir daha bakmadın
baksaydın

"ilacım olacaktın.."

HU'LYA

"Hayattan Bir An"























ben; "başka yolu yok, ya evrileceksin ya evrileceksin.."
büyükcadı; "ya evrileceksin ya devrileceksin.."

HU'LYA

13 Temmuz 2011 Çarşamba

"kuşlar ve düşler yeter"
















doğanın ona sunulan sevgiyi karşılıksız bırakmadığını önce kuşlardan sonra ağaçlardan bana dönen sevgiyle farkına vardım..

on bin adım yürüdüğüm ve yürürken de insanı, hayatı, doğayı anlamlandırmaya çalıştığım o geçmiş günlerde, her gün yürüyüşe çıkarken evdekilerden gizli susam doldururdum ceplerime..

on bin adımı tamamlayabilmek için, yirmi tur yürüdüğüm beşyüz adımlık yolun kenarındaki çalılıkta ötüşen kuşların önünden yirmi kez geçerdim ve her geçişimde bir avuç susam atardım onlara.. bir süre sonra yüz adım öteden gelişimi hissedip çoşkuyla beni beklediklerini farkettim.. ama ne coşku, ne cıvıltı, göz yaşartan, ağlatan.. hele benim gibi sulu gözlü birini ağlattıkça ağlatan..

beni tanımaya başlamışlardı artık kuşlar ve onlara susam atsam da atmasam da önlerinden geçerken senfoniye dönüştürdükleri cıvıltılarıyla selamlamlıyorlardı beni..

evdeki insanlarda ararken çalılıktaki kuşlarda bulmuştum yüreğime dokunan, gözlerimi yaşartan gerçek sevgiyi..

beni seven kuşlara kaçtıkça o yolda insansız düşler kurdum.. kuşların sevgisi yeterdi bana ve bir gün kuşlar gibi insansız düşlerime uçtum..

***

bugün, yıllar önce düşlerime uçtuğum B.Çekmece'deki evime gelir gelmez camları açtım havalansın diye.. salondaki camın önündeki kanapeme uzandığımda, baktım camdan içeriye eğilip duruyor çam ağacı, yüzüme dokunup öpmek ister gibi hem de..

o anı şiirleştirdikten sonra kahve yapmak için mutfağa geçtiğimde baktım ki mutfak camının önündeki erik ağacı içeriye erik atmış..

çam ağacı öpmek ister, erik ağacı erik atar.. ben ağlamayayım da kimler ağlasın..

sevgiyi bilen kuşlardan ve ağaçlardan sevgiyi bilmeyen insanlar utansın..

hayat kısa..
hayatı, sevgiyi bilmeyen insanlara harcamamalı..
sevgiyi bilmeyen bir kaç insan yüzünden insana, hayata ve dünyaya düşman olmamalı..

kuşlar sevsin yeter..

ağaçlar, kuşlar ve düşler yeter kendimizi, hayatı ve dünyayı sevmeye..


HU'LYA

"ağaç.. sen ve ben"


















"ağaçlar özler mi hiç insanı"

özler özler
camdan içeriye doğru eğilip
öpmek bile ister

şu ağacın
özlediği gibi beni
özledim seni

canından içeriye doğru eğilip
öpmek istiyorum en güzel yerini

"yüreğini.."


HU'LYA

"gözlerim"























gözlerim
gölgesiydi gözlerinin
koyu ve derin

"girmedin.."

HU'LYA

29 Haziran 2011 Çarşamba

26 Haziran 2011 Pazar

"küçük şeyler"















"bir ağacım yağmurda ıslanan.. bir deliyim yağmurda uslanan.."

HU'LYA

"ıslak öpüşler"


bir ağacım
yağmurda ıslanan
dallarımın arasında kuşlar saklı
bir de düşler
bir de hiç kimsenin uzanıp alamadığı

 "ıslak öpüşler.."

HU'LYA

25 Haziran 2011 Cumartesi

"küçük şeyler"




































"önemli olan ne kadar uzun yaşadığın değildir, ne kadar derin yaşadığındır.."

HU'LYA

24 Haziran 2011 Cuma

"aşk-ı devrim"
























korkma!
sev aşkla..

"Leyla" diye diye
Mevlâ'ya açılır yürek..

"açılan her yürek devrim demek.."

HU'LYA