28 Eylül 2011 Çarşamba

6 Eylül 2011 Salı

"Ev Veda"























"Ev Veda"

Bilirsiniz, bazen bırakıp gitmeye zorlar hayat, kimi zaman bir insanı, kimi zaman bir evi, kimi zaman bir şehri..

Zaman, öyle bir bırakıp gitme zamanı işte benim için. Hem yaşadığım evi, hem yaşadığım ilçeyi bırakıp gidiyorum bugün..

Ağaçlarım da olmasa arkama bile dönüp bakmayacağım ama ağaçlarıma defalarca bakıyorum evden çıkmadan önce içerden ve evden çıktıktan sonra dışardan..

Bundan önceki evimden ayrılırken pencereme kıyamamıştım. Manzarası çok güzeldi çünkü; açık deniz ve açık gökyüzü manzarasıyla buluşturuyordu beni pencerem..

Bu evden ayrılırken de ağaçlarıma kıyamıyorum.
Biri, salon camından sürekli içeriye bakan çam ağacı, biri, mutfak camını açtıkça içeri dalan erik ağacı. Hem cama çok yakınlar hem de cana çok yakınlar. Bu yüzden kıyamıyorum onlara..

Mutfağın koskoca camını sarıyor erik ağacı o haşmetli dallarıyla;

"korkma, yalnız değilsin, kollarımdasın" der gibi..

Çam ağacı her dem yeşil haliyle ölümsüzlüğü hissettiriyor bana..
elimi uzatır uzatmaz ona, sıkıca kavrıyor yemyeşil ve sert elleriyle;

"hadi birlikte topraklanalım, ölmeden toprakla buluşalım, ölmeden ölelim, ölümsüzlüğü tadalım" deyip, ölümsüzlüğü tattırıyor bana..

Bir bilseniz nasıl da güzel, bir çam ağacıyla elele topraklanmak..
Nasıl da güzel, erik ağacının şefkatini yüreğimin derinliklerinde duyumsamak..

İşte bu yüzden..
Bu yüzden kıyamıyorum onlara..

Ne garip değil mi..
Doğa insandan daha yakın insana..

Hoşçakal çam ağacım..
Hoşçakal ölümsüzlüğün yeşil ve sert yüzü..

Hoşçakal erik ağacım..
Hoşçakal şefkatin haşmetli ve yumuşak yüzü..

Hoşçakal eski evim..
Müziiklerim, danslarım, gülüşlerim, hüzünlerim halâ burda, halâ senin..

Gelen aratmasın beni..
Müziksiz, danssız, gülüşsüz, hüzünsüz koymasın seni..

Hoşçakal..

Kuşlarım mı? Onlar uçup kaçıp geleceklermiş Moda'ya..
Söz verdiler bana..
Ben onlara kıyarım da onlar kıyamaz bana..
Yolcu ederler beni başımın üstünde uça uça..

Hoşçakal B.Çekmece..

Sen
İki su birikintisi arasına sıkışan
Adı büyük, kendi küçük kasaba
Islak kumlarına bıraktım ayak izlerimi
Beni unutma

"Beni, beni unutma.."

HU'LYA

"yankı"






















boşlukta
yankılanıyor iç sesim

 "O'nu dinliyorum gözlerim kapalı.."

diyor ki;

"şiire, aşka ve ölüme inan.. ölümsüzlüğe de.."


HU'LYA

5 Eylül 2011 Pazartesi

"bitme eylül"

















adım eylül benim
soyadım sonbahar..
yüzüm gözüm eylül
hüznüm sonbahar..
bitme eylül
gitme sonbahar
gözlerimde hep kal

"hep kal.."

HU'LYA

"küçük şeyler"






















"bir ayağın çukurda bile olsa korkma.. bir ayağın yukarıda nasılsa.."

HU'LYA

2 Eylül 2011 Cuma

"geri dönüş"























gönül evinde değil insanlık..
sevgi, boş evlerin
açılmayan kapılarından geri dönüyor,
geldiği yere..

"kendine.."

HU'LYA

"küçük şeyler"
















"tahammül edemediğinde tahayyül et.."

HU'LYA

1 Eylül 2011 Perşembe

"küçük şeyler"

"sen de anlayacaksın bir gün bunu.. bir şaire dokunmak, ölümsüzlüğe dokunmaktır.."

HU'LYA

"gelmişti eylül"



gelmişti eylül
sevinçliydi kadın
üzgündü yeşiller
sararıp solacaklar
döküleceklerdi
birer birer..
sevinçliydi kadın
düşen her yaprak
ölüme meydan okumaktı

"zaman geldiğinde yeşillenip yeniden doğarak .."

HU'LYA